Erik ağacı

Posted: 13 Kasım 2008 Perşembe

Küçüklüğümden beri eriği severim, ekşidir, nefistir. Hayali bir dostum vardı, bana hayallerimde yeşil erik verirdi. Erik yiyince aklıma o gelirdi. Dallarından yeşil erikleri uzattığında kâbusum rüyaya dönüşürdü. O güne kadar…

O gün rüyamda bahçede gezinirken yanımda o vardı. Sarıldım ona, öptüm dallarından. Yine erik verdi, limondan bile ekşi… Ayrılma vakti geldi, galiba uyanmalıydım, yoksa okula geç kalacaktım. Hoşça kal dedim ona, gittim usulca... Bilmezdim onu son görüşüm olduğunu, unutacağımı artık erik kokusunu… Hatırladım o günün Pazar olduğunu, yattım uykuya. Her taraf gece gibi karardı. Onu son defa gülümserken gördüm, sonra arkadan biri geldi, ağaç kesiyormuş, oduncuymuş… Ağacım yere devrildi birden. Yanına koşmak istedim ama yapışmıştım sanki. Erikleri çiçekleşti, çiçekleri döküldü, tomurcuklar çekildi, dalları kırıldı ve bir tohum oldu. Sonra o da yok oldu.

Rüyalarıma hiç gelmemişti artık. Yere eriklerinden döktüm gelmedi. O aralar arka bahçemizden bir ağacın devrildiği gördüm. Sessiz, sedasız. Bilmezdim o kiraz ağacının benim ağacım olduğunu.

Unutma beni ağaççık,

Gel ara sıra buralara,

Tut ellerimden eskisi gibi,

Düşmeyeyim karanlığa.

Eriklerin nasıl olursa sen gel. Kızarsın, çürüsün, yine de sen gel. Ne olursa olsun sen yine gel. Rüyalarıma…